BÜYÜK HALK ŞAİRİ "HİCRÂNÎ"



Doğum yılı kesin olmamakla beraber 1908 doğduğu tahmin edilen Hicrâni Baba Halk Edebiyatının önemli şairlerindedendir. Bayburt "Çamlıkoz" köyünde dünyaya gelmiştir. Sezgi ve şiir gücü çok kuvvetlidir.Kendisi "Badeli Aşıklardandır". Yani rüyasında bade içirilirek aşka düşmüş. Şiirlerini bu derin aşk ile oluşturmuştur. Hicrâni aşka düşmesini şöyle özetler: "Bir gün bir fındık ağacının gölgesinde biraz kesitireyim dedim. Rüyamda üç pir yanıma geldi. Gaflet halinde  yatma. Kalk seni bir meclise götüreceğiz dedi. Beni bir divâna götürdüler."Bu divân aşıklar divânıdır, maniviyatta baba Celâli , onun aşkı sana verilecek" diye buyurdular. O esnada maşukam Halepli Hurşit Bey kızı Merdiye de huzurdaydı. Merdiye ve bana bade verildi. İçmemiz söylendi. Merdiye'ye LEYLA, bana "HİCRÂNİ mahlasını verdiler.'Şİmdi  gidin dünyada size kavuşmak yoktur' dediler."Bu  rüyadan sonra Hicrâni hasta gibi olur.Kendini şiirlere verir.Kaç şiiir olduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur.

Şiirlerinde biçim , öz endişesi yoktur. O,halkın gönlüne girmiş, hafızasına yerleşmiş bir ozandır.

 

Şiiirlerinden bazıları:

 

 

 

              -1-

Acep sual etsem gören oldu mu?

Bir bülbüle benzer kuş gaip ettim.

Yoksa bilmem yad avcılar vurdu mu?

Ördek gibi yeşil baş gaip ettim.

 

Baykuş gibi dahî bağa konmayam

Her dilberin kadehinden kanmayam

Nasıl ağlamayam nasıl yanmayam?

Ecel dağlarında eş gaip ettim.

 

Nuh Tufanı koptu Hicrân gönlünde

Vücut ikliminde ruh bülbülünde

Şimdi kaldık bir câhilin elinde

Edep erkân değil iş gaip ettik.

 

 

              -2-
Âciz kaldım bu gönlümün elinden

Nerde hekim görse devâya gider.

El çekmez tabipten her dem yaralı

Kuşanmış kılıcı kavgâya gider.

 

Hâlime giriftâr olmadı gönül

Asla bir kenarda durmadı gönül

Kocaldı kocaldı kanmadı gönül

Bezetmiş kendini havâya gider.

 

Gâhî meyhâneden girer mektebe

Gâhî âlim olur bakar kitaba

Gâhî ebâbîldir konar turâba

Gâhî anka gibi semâya gider.

 

Gâhî derbederdir gâhî dervîşân

Gâhî gülmektedir gâhî perîşân

Gâhî vîrânede olur baykuşân

Gâhî bülbül gibi bahçaya gider.

 

Gâhî gevher olur düşer kantara

Gâhî tellâl olur çıkar pazara

Gâhî kayığını çeker kenara

Gâhî kaptan olur deryâya gider.

 

İklîm-i gönlümün her katmerinden

Tefsîr-i Tibyan’da olan sohbetten

Hey gedâ Hicrânî uyan gafletten

Bu geçen günlerin hevâya gider.

 

 

                -3-
Aç gözün gafletten gel olma cahil

Demedim mi sana ölüm var gönül?

Mihnet-i dünyada dolanma sefil

Demedim mi sana ölüm var gönül?

 

Bir gün olur ecel câmın içersin

Terk eyleyip mal menâlden geçersin

Bir uzun menzile varıp göçersin

Demedim mi sana ölüm var gönül?

 
Hicrânî’yem ehl ü ayâl ağlaşır

Kimi ocak yakar kimi su taşır

Gemsiz at kapıya gelir yanaşır

Demedim mi sana ölüm var gönül?

 

 

 

                      -4-

Açıldı gönlümün safâ bülbülü

Hamdullâh tabîb-i kudretim gelmiş.

Merhabâ edelim cânım cânânım

Serserî ömrümün işreti gelmiş.

 

Kelâm-ı gevherim yazsın fermâna

Kaydeylesin bizi ehl-i îmâna

İçip aşk şarâbın olak mestâne

Gariptir dilimin şerbeti gelmiş.

 

Aslında kâtip tır zati otağı

Hamdülillâh hûb servinin budağı

Kusursuz halk olmuş aynı ortağı

Halk eden Hâlik’in kudreti gelmiş.

 

Malansa köyünden ey dil-i penah

Kış zamanı nasıl kıldık azm-i râh

Bülbül-i şeydânın gülleri billâh

Reyhân-ı âlemin  âleti gelmiş.

 

Gözümün nûru gönlüm mir’âtı

Görgüsü mezunu yüksektir katı

Rumeli, Bağdat’tan fazla kıymeti

Gedâ Hicrânî’nin vuslatı gelmiş.


                - 5-


Açıldı kudretin hikmet perdesi

Seyreder âlemi seyrâna benzer.

Yetişti  pîrlerden hikmet bâdesi

Sanarsın ezberdir fermâna benzer.

 

“Üç harf, beş nokta”nın yolu kibârı

On sekiz harftedir dili ikrârı

Kadir Geylânî’nin geldi mazharı

Coş eder bu gönül ummâna benzer.

 

“İhlâs”ı yazmışsın tırnağına eline

Yâsin”i gûşmuşsun sevdiğimin beline

“Tebâreke” yazmışsın sevdiğimin diline

Gözleri âyet-i  Kur’ân’a  benzer.

 

Şûle vurup çekti şânı emâne

Ol altı kudretten buldun sen ane

Yanağı “Ha Mîm”dir, gözü “Fetehnâ”

Kaşları ol “İsm-i A‘zam’a benzer.

 

“Feterdâ” sırrında bul cilâsını

Hatt-ı “Elif Lâm”ın ol imlâsını

Nasıl verem yârin ser-encâmını

Zannettim “Yusuf’u Kenân”a benzer.

 

Dîdâr-ı Hak’tan gülşen ocağın

Dört “Ha  Mîm” bâr içre açmış budağın

“Ve’l-leyli”, “Ve’ş-şemsi” yazmış tırnağın

Kâffe-i rummândır bağbâna benzer.

 

Konaydım bağına süreydim demim

Altmış bin evraktır yedi ahkâmın

Beden hapshânesi benî Âdem’in

O yüzden Hicrânî dîvâne benzer.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !